27 Haziran 2012 Çarşamba

Haberler sonrasi can sikintisiyla...

Bakanlarin ve basbakanlarin, gormez gozlerin, dusunmez akillarin soylediklerince Turkiye'de hersey yolunda gidiyor. Ulkemiz ekonomik acidan yukseliste. Avrupa'da daha fazla soz sahibi oluyor, her gecen gun. Insanlarimiz daha fazla refah sahibi oluyor, gun ve gun.

Peki bunlar nedir, nedendir?

- Her gun terore 2-3 sehit veriyoruz. Devlet adamlarindan ne bir aciklama geliyor ne de bir yaptirimda bulunuluyor. Suriye ucagimizi dusuruyor, ceneler bir aciliyor ki. Atarlar, atarlar. Artik bu ceneyi acmak icin kimlarin gazina geliniyor, hangi menfaat sahiplerine guveniliyorsak. Hergun verdigin 2-3 sehite sakin ses cikarma ama. Neden? Ayni menfaat sahipleri bu durumdan hosnut galiba. Satilan silahlar, uyusturusu ticareti, insan ticareti iyi para getiriyor olsa gerek.

- Kadinlar dovuluyor, olduruluyor. Aileden sorumlu bakanlik kurmakla, basina bir kadin koymakla bu isler olmuyor, sorunlar cozulmuyor. Sen insanin kafasini bagnaz ve egitimsiz tutmaya direndikce, bu sorunlar cozulmez. Kadini toplumda yer edinmekten uzak tuttukca, ona uc cocuk yapmak gibi bir gereksinim sundukca ve kadinlara, isleri sadece cocuk bakmak, esine hizmet etmek gibiymis gibi davrandikca; kadinlarimizin bu sorunlari cozulmez.

- Turkiye her gecen gun daha fazla zenginlesiyormus. Evet belki rakamsal olarak, oyle olabilir. Fakat milyonlara dagilmasi gereken bu paralar sadece devlet yalakasi, arap sehi tiplerin cebine girip ciktikca, ne isine yarar milyonlarin? Devlet insanlarini zengin yasatmali, kendi zenginleri yaratip onlari daha da zengin yapmakla ugrasmamali. Milyonlarca insan banka kontrolunde bir hayat yasarken, ulke sayisal olarak dunyanin en iyi durumunda olsun, kredi notumuz A++ olsun, neye yarar? Cani disinde calisan milyon insan bankalara calisirken, bitmeyen banka borclari ile ugrasirken ne anlam ifade eder kredi notumuz, Dunya'daki ekonimik durumumuz? Para satip, para kazanan, tefeciden farksiz, kontrolsuz bir banka duzeni kimin isine yarar?

- Zamanin aydini dedigimiz insanlarin hepsini hapse sokarak, hapisteki ogrenci ve gazeteci sayisinda Dunya'nin birinci ulkesi olarak, hangi ulke refah ve huzur sahibi olmus. Evet Cin gibi baskici bir yapiyla gelise biliriz, Dunya'da soz sahibi olabiliriz. Bu yolda gercekleri unutturmak ve saklamak icin seslerini yukselten aydinlari hapislerde surukleyerek, halki gerceklerden uzak bir perde arkasinda tutmak; amacinizin sadece ekonomik gelisiminiz oldugunu ve sadece gerekli cepleri doldurmak icin ulkemizi milyonlarca iscisi olan bir ticarethande olarak kullandigi hissettiriyor.

Yazdiklarim ve yazamadigim bunca olay ve gercek varken, hangi akli basinda insan Turkiye'nin iyi bir yolda oldugunu soyleyebilir. Tum dunya bati medeniyetleri dogrultusunda cagdaslasmayi ararken, son yillarda gosterdigimiz dogulasma cabasiyla, nasil ozgur ve demokratik bir ulke olunur.  (tabi demokratik ve ozgur bir hayat isteniyorsa)

Ama iktidar sahiplerinin tarihte her zaman belli bir omru vardir. Tarih her zaman ozgurlukcu dusuncenin, bagimsizlik ve demokrasi arayisinin kazandigini gosterir. Bir gun ulkemizin bu durumu da, tarihe yazilmis ornek olaylardan biri olarak okunacaktir.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Insanlik dersi

ABD’de 12-15 yaşındaki öğrencilerin otobüsteki gözetmenlerine sözlü taciz ve hakaretlerle saldırdığı olayın videosu bir anda günün konusu haline geldi. 8 torunu olan ve sağlık sorunları bulunan yaşlı kadının görevi öğrencilerin otobüste güvenli yolculuk etmesiydi. Ancak çocuklar onun kilosuyla, düşük maaşıyla acımasızca dalga geçti. Bitmedi. Kadına “çocuk tecavüzcüsü” diyen gençler, onu zarar vermekle tehdit etti. Bu durum Karen gözyaşlarına boğulmasına rağmen sona ermedi.
En çok da bir söz onu yaralamıştı: “O kadar çirkinsin ki çocuğun kendini öldürmeli”.Çünkü Karen’ın çocuklarından biri 10 yıl önce canına kıymıştı.

Videonun Reddit’te yayınlanmasının ardından internette Klein’a büyük bir destek kampanyası başlatıldı.Karen’ın güzel bir tatil yapması ve bir daha böyle tacizlerle uğraşmak zorunda kalmaması için para toplanmaya başlandı.
Bağış toplama işini Kanadalı Reddit kullanıcısı Max Sidorov başlattı. Amaç 5 bin dolar elde etmekti. Bu hedef birkaç saat içinde aşıldı. Destek o kadar büyüktü ki toplanan miktar 110 bin doları buldu.
Karen’ın kızı ise annesi hakkında şu açıklamayı yaptı:
“Şu anda dört bir yandan gelen sevgi ve destekten ötürü başı dönmüş durumda. Dünyada bu kadar çok iyi insan kaldığını görmekten çok mutlu… Tüm çocukların kötü olmadığını biliyor…”
Öte yandan olayın kahramanı olan çocuklar hakkında okul yönetimi bir soruşturma başlattı. Polis ise öğrencilerin can güvenliği için endişe duyduklarını belirterek çocukların evinin önüne polis memurları yerleştirildiğini açıkladı.
(Teknogaste)

"Merhaba ben aile hekiminiz. Tebrikler kiziniz hamile!"

Olay, isminin verilmesini istemeyen bir genç kızın Habertürk Gazetesi’nden Ali Tezel’i arayıp şikayetini anlatmasıyla ortaya çıktı. Sosyal güvencesi babası üzerinden sağlanan genç kız, geçen hafta hamilelik testine gitmiş. 3 gün sonra babasının cebine “Tebrikler, hamilelik testiniz pozitif çıktı, en kısa zamanda aile hekimine gidiniz” mesajı gelmiş.
Sağlık Bakanlığı, hamilelik testi yaptıran tüm laboratuvarlara yazı gönderip, testi pozitif çıkanların listesini ve cep telefonları dahil iletişim bilgilerini istemeye başlamış. Gelen bilgileri de aile hekimlerine verip, ailesi ve kendisi ile iletişime geçmesi isteniyormuş. Bahsi geçen olayda da babaya cep mesajını aile hekimi göndermiş. Sağlık Bakanlığı’nın amacı 224 sayılı Sosyalizasyon Yasası’ndan bu yana ülkemizde uygulanan şimdi de Aile Hekimliği Yasası gereğince aile hekimlerine verilen ana-bebek ve çocuk sağlığını izlemek. Yasalarımıza göre aile hekimleri kendilerine bağlı nüfustan hamile olanların hamileliklerinin sağlıklı geçmesini izlemek, doğumdan sonra da bebek ve çocuk sağlığını izleyerek doğru yöntem ve tedavilerle sürecin sağlıklı yürümesini sağlamakla görevli.
Son günlerde kürtaj ve sezaryene kısıtlama getirilmesine ilişkin çalışmalarla ilgili tartışmalarda kadınlar “Benim bedenim benim kararım” derken, bir de hamilelik testlerinin hem devlete hem de aileye bildirilmesi tartışmaları alevlendirdi. Aile hekiminin evde bekâr genç kızın hamile kaldığını cep mesajı ile babaya bildirmesinin hem kişi güvenliği hem de insan haklarına aykırı olduğu tartışılıyor.
(Hürriyet)

14 Haziran 2012 Perşembe

en klise "kalemli" sinema sahneleri

Nukleer baslikli kiz akustik 3 sarki

Amerikan aktorlerinden uzun olanlar.

http://www.imdb.com/list/hTg_Kpahn78/ Uzunluklar amerikan arsini misali ama 6'4" 193 cm olayor ona gore bakin yoldaslar

Dun TRT'de izledim - Flort

Umut Adan

Holllaaaa hop


Colde stad yapacaklar mis.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde inşa edilmesi planlanan bu stadyum, şaşırtıcı tasarımıyla bütün dünyanın ilgisini çekti.
Lübnanlı bir şirket olan MZ Mimarlık’ın, antik tapınakların yeraltında olmasından esinlenerek tasarımlarını çizdiği stadyum, yer altına gizlenmiş yapısıyla oldukça farklı.
Toplamda 200 bin metrekarelik bir alana inşa edilmesi planlanan stadyumun yapımında da çölün doğal görünümüne aykırı malzemelerin kullanılmayacağı belirtiliyor. Stadyumun tamamlandıktan sonra dünyanın dört bir yanından binlerce turist çekmesi bekleniyor.




5 Haziran 2012 Salı

Kadin Erkek

Hayal edilen:

Gercekte olan:

Fast foood


Ben bu canli ile 100 metre kossam bile olur ya...

Yillardir spor yapiyorum. Salonda testesteron kokuyor baska bisey yok amk. Nerde boyle nadide varliklar.

Okullarda artik uzun sac serbest


81 bin 600 eğitim yöneticisine yönelik hazırlanan videolar MEB’in resmi internet sitesine yüklendi. Eğitim yöneticilerine projeler, değişiklikler ve 12 yıllık kademeli eğitimle ilgili bilgi veren Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, “öğrencilerin kılık kıyafetinde serbest uygulamalara gidilebileceğinin” sinyalini verdi ve “çocukların okulda saçlarını uzatabileceğini” vurguladı.
Milliyet Gazetesi’nden Bahar Atakan’ın haberine göre Dinçer, özetle şunları kaydetti:
“Önümüzdeki yıl okul açılışından itibaren hiçbir çocuğumuzu kılık kıyafeti sebebiyle aşağılamayınız. Onları geri göndermeyiniz. Saçı uzun diye hiçbir çocuğu okuldan uzaklaştırmayınız. Öğretmenlerinin ve öğrencilerinin yanında onların saçını keserek rencide etmeyiniz. İçinde bulunduğumuz toplum anlayışı ve yaşadığımız iklim sebebiyle hiç de doğru olmadığını görmelisiniz. Yeni iklim yaratmaya, çocuklarımıza da saygı göstermeye ihtiyacımız var. Onlar da biraz kendilerini gerçekleştirsinler. Bırakın saçlarını uzatsınlar, bazen farklı bir şey giysinler. Belki gerekirse özel gün olarak yapabilirsiniz. Haftanın bir günü serbest kıyafet uygulayarak durumu gözleyebilir, yeni hava yaratabilirsiniz. Çocuklarımızın okula aidiyetlerini artıracağını düşünüyorum. Genel anlamıyla kılık kıyafet yönetmeliğine uymayı size tavsiye ediyorken, özel anlamıyla aslında çocuklarımızın yaptığı ufak tefek kaçamaklara ve benzeri husulara göz yummanızın aslında siz büyükler için daha iyi bir durum olduğunu ifade etmek istiyorum.”
“Kayıt parası alandan hesap soracağım”
Okullarda bağış alınmasını yasaklamadığını dile getiren Dinçer, zaman zaman eğitim yöneticilerine sert mesajlar da verdi. Dinçer, “Kayıt zamanı bağış alınmasını yasakladım. Kayıt zamanı bağış alan hem okul aile birliği yöneticileri hem de okul yöneticilerinden hesap soracağımı bilmenizi istiyorum. Kayıttan sonra ilerleyen zaman içinde velileri toplayıp okulunuzun derdini anlatıp bağış alabilirsiniz. Kayıt zamanı usulsüz şekilde makama dayalı gücünüzü kullanarak hiç kimseden para alamazsınız. Kapıcı ailelerden 500-1000 lira alındığını görüyorum ve soruşturma açıyorum. Bunu sizler değil okul aile birliği alacak. Kayıt zamanı bağış parası alan okul sayısı 3 bin civarında. 42 bin 500 okulumuz var. 39-40 bin okulda kayıt zamanı bağış alınmıyorken, 3 bin okulda kayıt parası alınmasının eğitim sistemini geliştirmeye ne katkısı olacak? Okul müdürleri tüccar, müteahhit veya servis sağlayıcısı değildir.


"Ulen ufakken cekilen favorilerimizin acisi ne olacak ?"

2 Haziran 2012 Cumartesi

Turkcell'de ne oluyor?

Uluslararası ortakların anlaşmazlıkları sebebiyle karar mekanizması adeta felce uğrayan Turkcell yönetim kurulundaki karışıklığa devletin müdahale etmesi isteniyor.
Olayın öncesini bu hafta başında paylaştığımız Turkcell'in sonu ne olacak? haberimizde aktardığımız için tekrardan uzun uzadıya geçmeyip sadece Turkcell'in Türk temsilcisi olan Çukurova Holding ile uluslararası ortaklarından İsveç menşeli TeliaSonera ve Rus menşeli Alfa Altimo firmalarıyla arasındaki mücadelenin şiddetlendiğini söyleyelim.
Fakat şiddetlendi derken aslında ortada bir eylem yok. Hatta tam aksine eylemsizlikten ötürü yaşanılan bir durgunluk süreci mevcut. Öyle ki, yönetim kurulu ya toplanamıyor ya da toplandığı vakitlerde de üyeler arasındaki uzlaşmazlıklardan ötürü karar alınamıyor.
Şöyle ki…
Turkcell yönetimi 7 kişiden oluşuyor. Alfa, Çukurova ve TeliaSonera 2’şer kişiyle temsil ediliyor. Bir de bağımsız Colin Williams var. Karar için 5 oy lazım. TeliaSonera ve Alfa ortak hareket ediyorlar ancak 5 sayısına ulaşamayıp 4’te kalıyorlar. Çukurova grubunda zaten 2 oy var, 5’i bulması bu şartlarda imkansız. Colin J. Williams da dengeleri gözettiği için 5 sayısına kimse ulaşamıyor.
Yani özetle Turkcell yönetimi bloke olmuş durumda.
Turkcell'in bu kargaşadan ötürü içine düştüğü son açmaz ise, Yönetim Kurulunun Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yürütülen Kurumsal Yönetim İlkeleri'ne uyum sürecinde gerekli işlemleri süresinde ve usulüne uygun olarak yerine getiremeyip, takvimlenmesi gereken olağan genel kurul çağrı kararını çıkaramamaları.
Durum üzerine harekete geçen Turkcell'in kanuni denetçileri de, şirketin olağan genel kurulunun 29 Haziran 2012 tarihinde toplanması için çağrı yaptı.
Turkcell ise bu çağrıya binaen KAP'a (Kamuyu Aydınlatma Platformu) gönderdiği açıklamada, kanuni denetçilerin hazırladığı genel kurul gündemindeki 3, 4, 13 ve 18'inci maddelerle ilgili henüz kanuni nisaplara uygun alınmış herhangi bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı belirtti.
(Maddelerin detaylarına buradan erişebilirsiniz.)
Turkcell: Kaos büyüyor, devlet müdahale edebilir! turkcell
Yine gün dahilinde, MV Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Turkcell'in hem kurucu hem de hissedarlarından olan Murat Vargı da MV Holding'in web sitesinden uzun ve detaylı bir açıklamada bulundu.
Turkcell'de 3 yıldan bu yana yaşananların Türkiye ekonomisine de zarar vermeye başladığını söyleyen Vargı'ya göre artık devlet olaya doğrudan müdahale etmesinin zamanı gelmiş durumda.
Turkcell'in yabancı ortaklarından olan Alfa'nın hem müştereken çoğunluk hisseye sahip olduğu Turkcell Holding ile hem de Çukurova Grubu ile şiddetli anlaşmazlıklar yaşadığını ve bu sebeple de Turkcell'de kilit konularda uzlaşı sağlanamadığını ifade eden Vargı'ya göre tüm bu gelişmeler neticesinde ne Yönetim Kurulu'nda karar alınabiliyor ne de usulünce genel kurul çağrısı yapılabiliyor. Öyle ki artık, Turkcell'de önemli yatırım kararları bile onaylanamaz hale gelmiş ve şirket ve iştirakleri olumsuz etkilenmeye başlamış durumda.
Vargı açıklamasında özetle şunları ifade ediyor:
Artık ortakların aralarındaki anlaşmazlıkları kendi iradeleri ile çözemeyeceklerine inanıyoruz.
Kamu otoritesinin, yetkisini kullanarak, artık Turkcell'de yaşananlara müdahale etmesini ve ortakların uzlaşamamaları nedeniyle, gerekli sayıda bağımsız üyeyi Turkcell Yönetim Kurulu'na atamasını, bağımsız üyelerin kararların alınmasında etkin olarak yer almaların sağlanmasını, bu bağlamda, alınacak kararlarda bağımsız üye sayısının en azından çoğunluğunun bir zorunluluk haline getirilmesini talep ediyoruz.
Böylece Turkcell'in, süre gelen ortak kavgalarından bağımsız bir şekilde yatırımlarına devam etmesi ve bir dünya markası olarak konumlanması sağlanmalıdır.
Turkcell: Kaos büyüyor, devlet müdahale edebilir! turkcell
Evet; gördüğümüz gibi işler giderek karışıyor Turkcell cephesinde.
Tabii biz diyoruz ki, bu konuda olumlu/olumsuz herhangi bir yorumda bulunmadan önce anlaşmazlığın temelde şirketin Türk ve yabancı ortakları arasında olduğunu gözden kaçırmayalım.
Yani dememiz o ki, ortada 'milli bir mesele' var. Ve bu da Turkcell'in fiyatlandırma stratejisinden, ürünlerinden, müşteri hizmetlerinden vs. vs. kısaca biz son kullanıcıları ilgilendiren detaylardan çok ama çok daha ötede bir öneme sahip olmalı bizler için.
Yani Karamehmet'in dediği gibi:
Asıl mesele Turkcell'i yabancılara kaptırmak ya da kaptırmamak.

Kaynak:PClabs

Plak atmaca

Facebook tel cikariyor


New York Times’ın haberine göre Facebook akıllı telefon donanımı üretmek için Apple’ın eski mühendislerini ekibine katmaya başladı bile. Şu ana kadar daha önce iPhone üzerinde çalışmış yarım düzineden fazla yazılım ve donanım mühendisi Facebook tarafından işe alındı.
Bu Facebook’un akıllı telefon üretimine yönelik üçüncü denemesi olacak. 2010 yılında başlatılan ilk proje rafa kaldırılmıştı. Daha sonra Facebook’un HTC ile kod adı “Buffy” olan bir akıllı telefon üzerinde birlikte çalıştığı ortaya çıkmıştı. Bu projenin hala devam ettiği bildiriliyor.
Şimdi Buffy projesinde çalışan ekip ile Apple tecrübesi olan mühendisler, bir arada genişletilmiş bir projede çalışacak.
Facebook’un motivasyonu aslında oldukça açık. Yeni halka açılmış bir şirket olarak gelir kaynaklarını zenginleştirmeyi, mobil tarafında rakiplerinin gerisinde kalmamayı amaçlıyorlar.
Facebook bu projeyi gizli tutmak için büyük çaba sarf etti. İşe alım sürecini oldukça gizli tuttu. Ancak biz bu haberi kaleme aldığımıza göre bu konuda Apple kadar başarılı olmadıkları açık.
Peki bir yazılım firması, donanım alanına geçtiğinde başarılı olabilir mi? Yazılım ve donanımın farklı kültürlerini karıştırmak iyi sonuç verir mi? Apple’ı bir kenara koyarsak bu alanda elimizde çok fazla iyi örnek olduğunu söylemek zor.
Telefon üretmeyi deneyip çuvallayan elektronik devlerini de unutmamak gerekiyor. HP bunlardan biriydi. Keza Dell de. Sony hiç bir zaman bu alanda istediği noktaya gelemedi.
İlk dört nesil iPhone mühendislerinden olan Hugo Fiennes bunun nedenini özetliyor aslında:

“Telefon üretmek hemen üstüne atlayabileceğiniz bir şey değil. Bir akıllı telefonda küçücük bir değişiklik yaparsınız ve bu tüm antenlerin çalışma şeklini değiştirebilir. Belli bir süre bunu yapmadan öğrenmeniz mümkün değil. Telefon işine girmek çok karmaşık bir olay”
Facebook da kendi imkanlarıyla ve tecrübesiz bir ekiple donanım üretemeyeceğinin ayrımına varmış gibi görünüyor. Facebook eğer bir akıllı telefon çıkaracak ise, bu Apple tecrübesini firmaya getiren mühendislerle olacak.
Facebook’un başka opsiyonları da mevcut. Halka arzdan gelen para (16 milyar dolar), piyasa değeri 6 milyarın altına düşen Blackberry üreticisi RIM’i almak için fazlasıyla yeterli. Google’ın Motorola’yı almasına kızan HTC’nin de 11.5 milyarlık bir fiyat etiketine sahip olduğunu ekleyelim.
Teknogaste.com

TC de demokrasi var diyen arkadaslara...


Eksi Sozlukten

- Kürtaj tamamen yasak. Es kaza hamile kalırsan sonuna kadar gidip doğurmak zorundasın. (Not: Haziranda çıkarılacak yasadan sonra biliyorum ben bu olayı)
- Grev yasak. hakem kurulunun belirlediği şartlar bağlayıcı ve itiraz edilemez. sendikaya üye olan işçiler işten çıkartılır.
- Hukuk mezunu olmayan hakimler göreve gelebilir.
- İnternet yasak. filtre seçmeyenlerin internetinin bile %60′ı sansürlü.
- Tv kanallarını kapama yetkisi başbakandadır.
- Çocuklar 5 yaşında beyinlerinin yıkanacağı bir müfredatla okula başlamak zorundadır.
- 21 yaşındaki biri içki alamaz, çünkü amerika’da da öyle. ama 18 yaşındaki biri silah alabilir. 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki kız kendi rızasıyla ilişkiye girmiş olabilir. psikolojisi bozulmamıştır.
- Sağlık güvencesi yoktur. yapılan sigortaya her şey dahil değildir. gücü yetmediği için primini yatıramayan yoksulların evine icra gelir.
- Seçimler hilelidir. her seçimin ardından oylar sandık sandık kaçırılır, değiştirilir. İtirazlar reddedilir.
- Sınavları şifrelidir. Çaycı cemaatten olduğu için ülkenin bilim kurumuna müdür olabilir.
- Onca yetişmiş insan varken sırf cemaatten diye hak etmeyen adamlar başkasının hakkına geçerek hak etmedikleri mevkilere gelirler. Torpilin, adam kayırmanın deryasıdır. adı da “gönül bağı, vefa borcu”dur.
- Başbakanın yakınıysanız 50 kilo esrarla da yakalansanız “içiciyim” deyip yırtarsınız. fakirin fukaranın efkardan bi sigara içmesi bile yasaktır.
- Bir tiyatrocu başbakanın kızını sakız çiğnediği için uyardı diye bütün tiyatroların kapısına kilit vurulabilir. İntikam alınabilir.
- Ülke hastanesizlikten, okulsuzluktan, deprem mağdurları evsizlikten kırılırken trilyonuncu caminin inşaatına ödenek çıkar. Karşı çıkan dinsiz imansız kafirdir.
- Muhalefet edenler öğrenciyse önce okuldan atılır sonra hapse atılır. memursa işten atılır. diğerleri direkt olarak hapse atılır.
- Hükümetle anlaşmayan bütün generaller hapistedir. subay olabilmek için harp akademisinde eğitim görmüş olma zorunluluğu kaldırılmıştır. kamu yönetimi okumuş sıradan biri öylece subay olabilir.
- Kanunlar, muhaliflerin meclise girmesi zor kullanılarak engellendikten sonra kendi aralarında oylanarak onaylanır.
- Bu tür şeyleri yazarken “acaba kapıma polis gelir mi” diye korkarsınız.

Polis artik demir cop kullanacak.


Polis, asayiş olaylarında suçlulara karşı artık boyu 65 santimetreye kadar çıkan demir cop kullanacak. Bu coplar toplumsal olaylarda kullanılmayacak.(Sanırım şimdilik)
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nca deneme amacıyla ilk etapta 6 bin adet sipariş verilen portatif coplar, alüminyum ve çelikten üretiliyor.
Katlandığında boyu 20 santimetre olan coplar, halen kullanılan 60-65 santimetre uzunluğundaki poliüretan copların aksine özel kılıfı sayesinde belde kolaylıkla taşınabiliyor.
İç içe geçebilen 3 metal aksamdan oluşan bu copların uzunluğu açıldığında yaklaşık 60 santimetreyi buluyor.
ABD ile bazı AB ülkelerinin polis teşkilatlarında da kullanılan, kamuoyunda ”demir cop” olarak bilinen ”Portatif Coplar”, ilk etapta İstanbul, Ankara ve İzmir’de denenecek.
Emniyet Genel Müdürlüğü, farklı modelleri bulunan bu copların vurmalı, burgulu ve butonlu modellerin her birinden 2′şer bin adet sipariş verdi.
Vurma, açma kapama sistemli copların, açılması için hızlıca sallamak yetiyor. Kapalı uzunluğu 24, açık uzunluğu ise 66 santimetre olan bu copların ağırlığı 295 gram.
Üzerindeki butona basıldığında açılan butonlu modellerin ise kapalı uzunluğu 18, açık uzunluğu 55 santimetre. Bu copların ağırlığı ise 265 gram.
Burgulu açma kapama sistemli coplar ise metal aksamlar aksi yönlere çevrilerek açılıyor. Bu copların kapalı uzunluğu 21, açık uzunluğu 53 santimetre, ağırlığı da 265 gram.
Asayiş polislerince denenecek bu modellerden daha kullanışlı olanı poliüretan copların yerini alacak.
Sadece asayiş olaylarında suçlulara karşı kullanılacak bu coplar, Çevik Kuvvet polisine dağıtılmayacak ve toplumsal olaylarda eylem yapan göstericilere karşı kullanılmayacak.
Ani bir saldırıya maruz kalan polisin silahına davranmak yerine belinde taşıyacağı bu copla kendini savunması planlanıyor.
SESİ DE KORKUTACAK
Poliüretan coplara göre çok daha dayanıklı olduğu belirtilen copların, açılırken çıkardığı sesten dolayı suçluda psikolojik etki yaratması da hedefleniyor.
ÖLÜMCÜL YERLERE VURULMAYACAK
Güvenlik güçlerine bu copların kullanımı konusunda 2 günlük eğitim verilecek. Bu coplarla da poliüretan coplarda olduğu gibi vücudun ölümcül yerlerine vurulmamasına çalışılacak.